Etiket arşivi: ftr

FTR Stajı Ve Doktorların Duyguları Üzerine Kısayazı

fizik tedavi ve rehabiltasyon

Fizik tedavi rehabilitasyon (FTR) stajına başlayalı bir kaç gün oldu. Şu ana kadarki yaptığım en uzun yaz tatilinden sonra böyle kolay bir staja başlamak beni rahatlatmıştı. İlk gün bütün arkadaşlar özlem giderdik. Ee neticede şehir dışında tıp okuyorsanız ailenizden çok fakülte arkadaşlarınızı gördüğünüz için en sevdiklerinizin yanında olsanız da onları özlüyorsunuz. Klasik nasılsın, tatilin nasıl geçti muhabbetinden sonra herkes yavaş yavaş stajına yoğunlaşmaya başlıyor, tabi bir yandan da sessizce alevlenen TUS ateşini unutmamak lazım

Stajın ilk günü her zaman çok sıkıcı olmuştur. Asık yüzlü yardımcı doçent gelir. Sessizce seminer salonun arka kapısından gelerek kürsüye geçer. Ardından soğuk bir gülümseme, bir merhaba… Cebinden bir şeyler çıkarır, bilgisayara takar. Projeksiyondan mavi arkan plan üzerine Yard. Doç. Bilmem NE yazan bir slaytla başlayan dersin gidişatı, stajın içeriği, sınavın şekli falan filan bissürü şey anlatır. Bu arada herkes sus pus dinler. Sonra hiç ara vermeden ilk konuya yani artık dinlemekten illallah ettiğimiz anamneze geçer. Bu arada soğuk yüz ifadesinden bir şey kaybetmemiştir. Sayın tıpçıklar bu yar. doç.larda seste canlılık, espiri falan olmaz mı hiç. Hep ben mi denk gelirim bunlara merak ediyorum. Evet, FTR’nin de ilk günü de böyle olmuştu. Akşam yorgun argın dönerken yarınında böyle mi olacağını merak ediyordum.

özürlülük sembolleriErtesi sabah 8:30 da hocamızı vizit için bekliyorduk sonunda hasta görecektik, dün gördüklerimizi hatırlayacaktık. Girdiğimiz ilk iki oda tetraplejik (iki eli ve ayağı felç olan) hastaydı. İkisi de yaşlı amcalar, bi fena oldum. Sonraki odada yatakta genç bir hasta görünce “gençtir hızlı toparlanır” diye düşündüm. O da paraplejik( iki ayağı felç )miş. Bunlar yetmezmiş gibi sacrumunda evre IV, nedbe dokusundan kas ve kemiklerin dahi görülmediği bir bası yarası görünce daha da vizitte kendime gelemedim. Daha ikinci günden FTR ile ilgili hüsn-ü fikirlerim yıkılıp gitti.

Ama şu bir gerçek ki “tıbbiye”deyseniz zamanla bütün duygularınızı yolun bir kenarına bırakıyorsunuz. Sizin için az önce ölen bir kişi sadece bir “ex”tir. Yarın hayat, geri kalanlar için kaldığı yerden devam eder. Bir kişiye hayatı boyunca artık yürüyemeceğini saatin kaç olduğunu söyler gibi söyleyebiliyorsunuz. Hayır, insanlıktan çıkmadık, bir aksiyon filminden fırlama gözü pek bir ajanını insan cesetlerine baktığı gibide bakmıyoruz ölülere. Biz bir fedakârlık yaptık, hepimizin refah hayatı karşısında –farkında olarak ya da olmayarak- bir fedakârlık yaptık…

Bu yazı bir staj değerlendirme yazısı olarak başladı ama ben yazıyı bitirmeden staj bitti. Yoğunluğumdan yeterince yazı yazmaya eğilemedim. Şimdi geçtiğim staj ise enfeksiyon hastalıkları, bu yılın en yorucu stajı olacak, umarım artık iki yazı arasında bu kadar boşluk olmaz. Her güne yeni bir tus bilgisi dileğiyle…

Sorular Sordular

evet , her tatilde aynı muhabbet. artık alışıyorsunuz zamanla, herşey otomatikleşiyor bütün soruların cevabı çorum oluyor. onca stajın, dersin, sınavın, ahiret sorularından farksız sözlülerin ardından iyi ya da kötü bir şekilde tatile geldiğinizde sizi neyin beklediğini biliyorsunuz : Sorular.

fakültenin uzun olmasının bir faydası var elbette ; düşünmek için çok zaman buluyorsunuz hemde çok.okadar ki sadece sorulan soruların değil, sorulma ihtimali olan kimi zamanda olmayan soruların cevabını bile düşünmeye başlıyorsunuz. ama elbette esas önemli olan ailenizin fakülte ile ilgili soruları

sorular sordular

artık kendimi bu konuda master olarak görüyorum. merhaba yavrum nasılsın iyi misin muhabbettinden sonraki ilk soru genellikle kaçıncı sınıfa geçtin yada daha sık olarak eşdeğeri olan kaç yılın kaldı evladım sorusudur. bu benim için tam bir hayal kırıklığıdır. keşke hiç sorulmasa.

sıradaki çoğunlukla tıpla ilgili fazla bilgisi olmayan kişlerce sorulandır. bölümünü seçtin mi. buna ilk kez cevap vermek bir işkencedir. uzun uzun sistemden, sınavlardan, bütün bölümleri görmediğinizden , TUS tan bahsedersiniz nihayetinde son cevabınız hayır dır. ama kurtulduğunuzu zannettmeyin bu soru uzun bir süre aynı kişiler tarafından tekrar tekrar sorulacaktır. bunun en basit cevabi bence şöledir: hayır seçmedim , okul bittikten sonra öss ye benzer TUS diye bir sınav var , ona girdikten sonra aldığım puana göre bölüm seçeceğim.

tabi bunla yırtacağınızı zannediyorsanız yanıldınız sıradaki aklında hangi bölüm var sorusu. sizi kurtaracak cevap nükleer radyoloji yada fizik tedavi rehabiltiasyondur. bu cevap karşısında muhatabınızın yüzüne iyi bakın hevesleri kursaklarında kalmış bir şekilde bir süre susacaklardır , çok komik oluyor, ama yinede gülmeyin.birçok tıpçının ailesi onun şöyle vatana millette özelliklede en çok aileye faydası olacağı bir bölüm seçmesini ister.o yüzden nükleer radyoloji şokundan hemen sonra itirazlar başlayacaktır hazır olun, sıkıştırırlarsa daha bütün bölümleri görmedim sınava girmedende karar vermeyeceğim deyiverin sıyrılın işten.

kadavra gördünüzmü, acile gittinizmi, nöbet tuttunuzmu, kesip biçtinizmi soruları sıklıkla nadiren görüştüğünüz aile efradınızdan gelir o yüzden bunların zevkini çıkarın , hepsi için bir iki hikayeniz olsun, bi zamandan sonra pek karşılaşmayacaksınız