Etiket arşivi: hasta

Terminolojik Çorba

tıbbi kelimeler

Dimidium facti qui coepit habet.

(Başlamak, yarısını bitirmektir.)

“Şimdi peritonu kesiyorum. Yavaş, çok yavaş, evet. Bu gördüğümüz ileum, hemen altında mesenter var. Dikkatlice lateraldeki arterleri klempliyorum. Daha sonra burada nekroze olmuş dokuları disseke edeceğim.”

ameliyat

Evet, çoğumuz TV deki yeşiller içerisinde soğukkanlı cerrahımızın ameliyatı asistanlarına anlatışını büyük dikkatle dinliyoruz. Biz anlamıyoruz ama önemli bir iş yaptığı belli. Baksanıza nekroze olmuş dokuyu disseke ediyor, her halde elma kesmekten daha zor bir iştir.

Tıbbın en ilgi çeken yönlerinden biriside kendine has bir konuşma tarzı olmasıdır galiba.hasta viziti esnasında birden 8-10 önlüklü odaya girer ve hastanın başına toplanır. biri anlatmaya başlar “vitaller stabil, kardiyak markırlar normal sınırlarda, sedim 20, cerepe 45, ekagede sağ aks deviyasyonu var, de 1 ve de 2’de kuaresler uzamış” böyle uzar gider.bu sırada hasta kendini bir kurban törenindeymiş gibi hisseder. Ağızlarda anlaşılmaz bir seramonin kutsanmış kelimeleri dolaşır sanki. herkes bir şeyler anlar ama biri hariç o da hasta. bekler biri çevirsin söylenenleri, kendisinede anlatsın olan biteni. ama birde bakar ki oda dolduğu gibi boşalır bir anda. Sonra bekler belki bi daha ki sefere

tamam, kabul ediyorum olayı fazla dramatize ettim. bazen birisi odadan çıkmadan önce gülümseyerek geçmiş olsun der 🙂  .

şimdi size sıradan bir tıp kitabında görebileceğiniz bir yazı sunacağım, sabırla sonuna kadar okuyun :

 
Atrial natriüretik peptid ve brain natriüretik peptid membrana bağlı guanilat siklazı aktive ederek cGMP’yi arttırır. Nitrik oksit ise sitozlik guanilat siklazı aktive ederek cGMP’yi arttırır. Siklik GMP artışı, sitizolde inaktif formdaki protein kinaz G’yi aktifler. Aktiflenmiş protein kinaz G’ler hedef proteinleri fosforiller ve fosforillenmiş proteinlerle hücre içi etkileri ortaya çıkar. İkincil haberci, Gq ve fosfolipaz C üzerinden kalsiyum/ inozitol trifosfat döngüsü ise en son protein kinaz C aktive olur ve hedefteki enzimler fosforillenir.

 

Bu kadar basit her halde anlaşılmayacak bir şey yok. Eh biraz abartırsak ortalama bir tıpçık bunu aşağıdaki yazıyı anladığı kadar anlayabilir

Fasulye ve nohut, su ve toprağa bağlı olarak verimlerini artırır. Ağaçlar ise havadaki oksijeni arttırır. Oksijenin artışındaki hedef insan ve hayvanların yaşamasıdır. Canlılar üzerinden oluşan bu hayat döngüsü ise en son, hedefteki çürükçül canlılarla sona erer.

İşte size başka bir örnek, radyolojiden MR ile ilgili kısa bir parça

…RF pulsu kesilir kesilmez Mᵪ ᵧ vektörünü oluşturan proton grubunu oluşturan presesyona başlar. Başlangıçtan hemen sonra, protonların dönüş hızları (presesyon frekansları), çevrelerindeki manyetik alanın küçük farklılıklarından etkilenerek değişmeye başlar. Bu farklılık blok olarak dönen protonların gittikçe dağılmasına ve x-y düzlemindeki vektörün küçülmesine neden olur. Vektörün küçülmesi üretilen alternatif akımın zayıflaması demektir. Dönen protonlar dairenin her noktasında eşit olduğu zaman, RF pulsu kesildikten sonra faz kaybının en az olduğu başlangıç noktasındadır. Her doku için farklı olan bu defaze olma süresinin (sinyalin dönüş süresinin) ölçütü T2’dir…

Latince terimler bekliyordunuz değil mi, ama buradakiler daha çok fizik ve teknoloji terimleri. Tamam, belki şiir yazacak kadar Latince öğrenmiyoruz ama sadece Latinceyle değil aynı zamanda Arapça, Farsça, Osmanlıca, Fransızca, Almanca, Yunanca, İngilizce ve diğer birçok dilden tıbba giren kelimeleri de öğrenmemiz gerekiyor. Durum böyle olunca usta çırak ilişkisiyle ilerleyen tıpta zamanla bazı kelimeler birbiriyle kaynamış, bazıları esas anlamının çok uzağında bir anlam kazanmış, bazılar ise bir dilden diğer dile taşınmış oluyor. Mesela İngilizce Magnetic Resonans Imagination olan MRI ya da sizin daha iyi bildiğiniz ismiyle MR(manyetik rezonans) Türkçemize direk “emar çektirmek” şeklinde geçmiştir. Bir başka örnekte checkup ta görülmektedir. Bu kelimede ketçaba benzer bir talihsizliğe uğrayarak Türkçeye direk “çekap” olarak girmiştir

Bir tıpçının yazısıyla bozulan bir şey daha varsa o da konuşmasıdır. Örneğin size kürek kemiğini anlatırken şöyle diyebilir:

Neydi ya o… hani vertebranın hemen lateralinde bulunan kemik, ne diyorsunuz siz ona ya Latincesi skapula ama hay Allah aklıma gelmedi işte. Vardı ya şey gibiydi; keser, yok o değildi. Hah! Kürek ya kürek kemiği…

İki tıpçını kantinde çay içerken konuşması çoğunlukla havadan sudan başlar, dersler hastalar hocalarla biter. İşte örnek

–          Hacı naber?

–          İyi be, ne olsun. Sen ne yapıyon?

–          Fena sayılmaz işte. Biraz sırtım ağrıyor şu sıralar. Üşüttüm mü ne.

–          Bu sıralar hava soğuk dikkat et hacı, biliyorsun etrafta da bir grip geziyor çok fena

–          Grip dedin de influenzadaki füzyon proteinin adı neydi ya? Hemaglütinin mi nöraminidaz mıydı?

–          Allah belanı versin…

Acta est fabula.

(Gösteri sona erdi)

Bişey sorabilir miyim?

Hastanede üzerinizde önlük varsa başınız beladadır. Koridorda üstünüze üstünüze yürüyen onlarca hasta size operator profesor doktor olarak bakar, koridordayken her şeyi bilirsiniz bilmelisiniz onların gözünde. Anestezi kaçıncı katta, kafeterya bu saatte açık mı, endokrinci Osman hoca yerinde midir, hematolojide en erken ne zaman randevu alınabilir, cafede sütlü kahve kaç liradır, mortgage krizi Türkiye’yi de etkiler mi…

Bu sorulara muhatap kalmamak için hocalarımı uzun uzun inceledim koridorda. Nasıl yürüyorlardı yürürken nereye bakıyorlardı yüz ifadeleri nasıldı ki de kimse onlara soru sormuyor da bize soruyordu. İzlenimlerim bana şu sonuçları gösterdi:

1-kimsenin yüzüne bana soru sor, bana soru sor der gibi bakmayacaksın. Hatta mümkünse kimsenin yüzüne bakmayacaksın

2- yüz ifaden çok donuk olacak ve asık suratlı olacaksın. Size bakan az önce berbat bir ameliyattan çıkan ve üzerine öfkesini kusacak birilerini arayan bir kasap cerrah görmeli, göreyim sizi

3-ufuk çizgisine odaklanın, koridorun sonunu görmeye çalışın

4-koşar adımlarla yürüyün, hastanede sizden acelesi olan başka ikinci bir kimsenin olmadığına inandırın

5.si ve en önemlisi asla ama asla durmayın, eğer bikerecik de olsa anestezinin nerde olduğunu söylemenin nasıl bir zevk olduğunu öğrenmek isterseniz, buna pişman olana kadar bir sorunun arkasından diğerini soracaklardır. Oradan hemen uzaklaşın

Elbette ne yaparsanız yapın kaçamayacağınız kişilerde vardır. Başımdan geçen bir olayı anlatayım:

Sabahın erken saatlerinde koridorların en kalabalık olduğu zamanda herkesin soru soracak bir önlüklü aradığı anda masum ve hızlı bir şekilde yürüyordum. ufuğa bakarken uzaktan bir kadının beni gözüne kestirdiğini fark ettim. O bana doğru yürüyor ben ona yaklaşıyordum. Ben koridorun diğer tarafına yanaşırken oda aynı tarafa geçiyordu. Ve kaçınılmaz oldu beni durdurdu:

-pardon bir şey sorabilir miyim?
-elbette ama biraz acele olabilir mi?
-bu kâğıttaki sonuç ne anlama geliyor
Ben acelem olduğu için hemen neyle ilgili olduğuna bakmadan değerlere baktım. Sonuç iki uç değer arasında duruyordu. Ben de haliyle
-sonuçlar normal görülüyor, önemli bir şey yok demiştim ki kadının suratı birden değişti
-ama hamilelik testi dedi
Bide baktım β-hcg değerleriymiş. Hamilesin desem ayrı bi dert, değilsin desem ayrı bi dert : )